🪄 24 bitti, yeni yolculuk 25’e…

Bir yıl daha döndü dünya ve yeni yaşımı getirdi bana. Nedense herkesin büyüdükçe zorlandığı hayat bana büyüdükçe kolaylaşıyor. Belki de artık hayata başkalarının penceresinden değil de kendi penceremden bakmayı öğrendiğim içindir…
Çocukken ebeveynlerimizin ve çevremizin penceresinden izleriz dünyayı. Onlar nasıl bakıyorsa bizde o ölçüde bir gerçeklik kurarız kendimize. Ama bu gerçeklik çoğu zaman bizimle örtüşmez. Ve bunu sorgulamaya başlarız ya o evrede…
Bu yaş; ‘her pencerenin güzel bir manzaraya bakmak istemediğini’ anladığım bir yaş oldu. Bu yaşa gelene kadar “Neden benim gibi bakamıyorlar yaşama?” sorgulamasıyla geçirdim zamanı. Cevaplarını ise bugünlerde anlamak nasip oldu…
Ve anladıkça değişiyormuş insan; katı olan formunu hiçbir şekle sabitleyemiyor hayat.
Bazen buz oluyorsun bazen su bazen buhar…
Aynı hava durumu gibi değişebilirmiş insan:
Mutluluğu sürekli göremeyiz bazen, özlemini çekeriz; güneşli günler gibi. Kış gelir üşütür, sonbaharda yaprak dökeriz ama elbet ilbaharla yeşerir yaza geri döneriz.
İnsan, dıştan çok içsel bir varlıkmış aslında. Kendimiz seçiyoruz, içinde yaşayacağımız cenneti de cehennemi de. Ve insan öyle bir varlık ki beş yaşındaki bir çocukken olduğu gibi bazen, büyüse de…
Çoğu insandan uzaklaşmayı öğrendim. İyi ki diyeceğim bir seçenekmiş halbuki. Hatta geç kalmışım bile diyorum çoğu zaman kendime.
Diyorum, çünkü insanların değişmeyeceğini biliyorum, kendileri istemedikçe…
Yaptığı herhangi bir şey seni incitip paramparça etse bile, değişmeyeceğini kabul etmek değiştiriyormuş her şeyi…
Alışıyorsun zamanla yeni düzene işte.
Birkaç sene üst üste zor zamanlar geçirdim. Ama bunların sonucunda öğrendim ki hayat senin mutlu olmanı beklemiyor. Olacaksan bir şeyi bahane etme, eldekilerle mutlu olmayı bil. Ve bazı durumlar kontrol edilmekten çok teslimiyet ve şahitlik ister. Bunları başarabilirsen hayat güzellikleriyle seni ödüllendiriyor.
Ve başrol oyuncusu da ağlar, üzülür, kahkaha atar, sızlanır, şikayet eder, yakınır arada isyan eder; herkesin mükemmelliği aradığı hayatta, sen “anın tadını çıkartmaya” bak.
Zaten etrafta mükemmel olmaya çalışıp olamayan ve hayatı birbirine dar edenler yokmuş gibi…
Eminim ki yaptığın her harekete kulp, kazandığın her başarıya ket vuracak, hayat neşeni soldurmaya çalışacaklar.
Hayatta birçok mücadele var ama bence en önemlisi, bizi hayata bağlayan hayat neşesi.
Bazı çabaların karşılığında güvensizlik yaşayabilir, desteksiz kalabilir, sen ‘sevgi’ ile düşünürken hayal kırıklığına uğrayabilirsin… Başkalarının ne dediğine bakma; bu dünyada herkes kendi var oluşu için burada. Klişe sözler belki ama “kalbinden geçtiği gibi yaşa…”
Herkesi, her şeyi yoluna sokayım derken kendini bir köşede unutma.
Bu hayatta en güzel şey değer bilmek, değer bilenlere kalbinde yer vermeli. Bugünkü sana bakınca; içindeki çocuk, sahip olduğun her şeyle mutlu olacaktı aslında…
Her gün daha fazlasını beklerken hayattan, bugüne kadar geldiğin yolları unutma.
Arada hatırlat: O zamanlar, bugünlerde ne olacağını hayal eden çocuğa!
24’e elveda 25’e merhaba…
🎡❤️