Bu yazıda, dijitalleşmenin ruhsal ve zihinsel etkilerinden, sosyal medya detoksunun iç dünyama yansıyan dönüşümünden, ve bu sadeleşmenin nasıl üretkenliğime ilham olduğunu tüm samimiyetimle paylaşacağım.
Kendine yakışan gibi olmak dedikleri aslında insanın kendiyken güzel olmasıydı. Biz insanlar kendimize yakışanı arayıp durduk hep kalıptan kalıba soktuk kendimizi; üçgene sığmadık, karenin keskin kenarlarında canımızı yaktık, dairede döndük durduk hep, içinde konumlanamadık…
Bir çocuğun mu yetişkin mi yaratıcı dersek çocukların ön plana çıkması; bilinç altlarının daha temiz olması ve risk kavramının sonuçlarını çokta düşünmeden bir şeylere atılabilmeleridir.
Sistemin getirdiği koşullar herkesi aynı standart içine sokmak istediği için yeni yaratıcı kişilerin doğmasına ve içinde yaratıcılık olan kişilerin kendini keşfetmesine engel oluyor.
Yaratıcı kişide bulunan özellikler geliştirilebilen ve sonradan edinilebilen özelliklerdir. Dolayısıyla yaratıcılık bende yok diye bakmak yerine, kendimizin neyde mutlu olduğunu keşfederek işe başlayabiliriz.
Bir insanın kendini ve potansiyelini keşfetme sürecini çalıştıran önemli bir mekanizma gibi düşünebiliriz bunu, kendini ifade etmenin en özgür olduğu alan belki de, yaratıcılık.